×

HØGHHEIM, size daha sorunsuz ve kişiselleştirilmiş bir deneyim sunmak için çerezleri kullanır. Kabul ederek, izin verdiğinizi varsayıyoruz.Daha fazla

Işık ve Renklerin Dansı: Şemsiyeli Kadın (Gezinti)

Bu yazımızda sizlere Fransız Empresyonist (izlenimcilik) akımının kurucusu kabul edilen Claude Monet’nin “Şemsiyeli Kadın”eserinden bahsedeceğiz. Öncelikle Monet’nin hayatına değinelim:

OSCAR CLAUDE MONET

14 Kasım 1840-5 Aralık 1926 yılları arasında yaşamış, Paris’te dünyaya gelen ünlü Empresyonist ressamdır. İlk olarak yaptığı karakalem karikatür çizimleri ile tanındı. Jacques-Francois Ochard‘dan ilk kez çizgi dersleri aldığı dönemde Eugenè Boudin ile tanışır. Burada kendisinden yağlıboya tekniklerini ve açık havada resim yapmayı öğrenmiştir... Bu durumu benimseyen ressam eserlerini genel olarak açık havada yapar. Ve empresyonizmin o çok tanıdık keskin fırça darbeleri ve parça parça görünen renkler ile yaptığı eserleri oluşturmaya başlar.

Monet'nin tanınmasını sağlayan 1866 tarihli Yeşil Elbiseli Kadın- La Femme à la Robe Verteadlı eseri, gelecekteki eşi Camille Doncieux’nun Monet tarafından yapılan pek çok resminden biridir.

Fransa-Prusya savaşı zamanında Monet Camille ile evlenerek, İngiltere’ye sığınmıştır. Orada manzara ressamı John Constable ve romantizm akımından dalga ve deniz resimleri ile tanıdığımız, William Turner’ın eserleri üzerinde çalışmıştır. Her iki ressam da Monet’ye renk kullanma konusunda ilham olmuştur.

1871’de Monet Fransa’ya geri döndü. Seine nehri kıyısında Argenteuil isimli bir köye yerleşerek eşi ile burda altı yıl yaşadı. Popüler eserlerinden birçoğunu bu esnada yaptı. Hatta Seine nehrine dair duygularını şu cümlelerle açıklar: “Seine! Onu hayatım boyunca Paris’ten denize dek, her mevsimde, her anıyla resmettim. Monet derdi ki, ‘Yahu biraz da bize bırak şu nehri!’ Onu çizip boyamaktan bir an olsun bıkmadım. Seine her zaman bir yenilikti benim için, doğanın ta kendisiydi. Suyun yansımasından gözlerimin yandığı sıcak yazlar geçirdim kıyısında, amansız kışlar yaşadım. 1880 yılının ocağında buzların üzerinde çalıştığımı anımsıyorum. Su donmuştu. Sehpamı kurmak için buzu delmek zorunda kaldım.”

1874 yılında Degas, Pissaro, Sisley, Manet, Cezanne gibi isimlerle açtıkları sergi başarısız olunca ekonomik şartları iyice kötüleşen ressam ,Manet’nin yardımlarıyla hayatını sürdürebildi... Bu dönemde resimleri hayatının başka hiçbir döneminde olmadığı kadar koyulaştı, kasvetli bir hal aldı. Eşinin ölümünden sonra çocukları ile Giverny’e yerleşen Monet, buradan kiraladığı ev ve bahçede ömrünün geri kalan kısmını geçirdi. Buraları resmederek Ot Yığınları serisini yaptı. Monet yakalandığı akciğer kanseri sebebi ile 5 Aralık 1926’da yaşama veda etti.

ŞEMSİYELİ KADIN

Yıl: 1875
Tür: Tuval üzerine yağlıboya
Boyutlar: 100x81cm
Konum: Ulusal Sanat Galerisi, Washington DC

Monet’nin bu eseri Yürüyüş, Güneş Şemsiyeli Kadın, Madam Monet ve Oğlu, Gezinti gibi adlarla da bilinir.1870’lerde yaptığı en büyük çalışmalarından biridir. Eserde, Argenteuil’de yaşadıkları dönemin bir yaz gününde eşi Camille ve oğlu Jean’i küçük bir tepenin üstünde resmetmiştir. Argenteuil İzlenimci ressamların ilham kaynağı olan yeri olarak bilinir. Empresyonizmde sıkça rastladığımız üzere günlük yaşamdan bir sahne görüyoruz bu eserde. Mavi bulutlu bir gökyüzünün altında uçuş uçuş hissi veren dönem kıyafeti ile eşi Camille resimde bize yakın tarafta durmaktadır. Hemen arkasında küçük oğlu şapkası ile belirir.

Bu iki figürün izleyicide yarattığı uzaklık yakınlık ilişkisi, şemsiyenin altını görmemiz gibi unsurlar perspektiften kaynaklıdır. Titrek fırça darbeleri, ön ve arka planı birbiri içersinde eritme, iç açıcı renkler… Tam bir empresyonizm şölenidir. Biraz daha dikkatli bakınca sanki Madam Camille’in eteği şeffafmış da, arkadaki gökyüzünü gösteriyormuş gibi… Arkadaki minik oğlunun tatlılığını, şapkası, pembe yanaklarıyla ve gökyüzü ile hemen hemen aynı renkte resmedilen gömleği ile farketmemek mümkün değil.

Esere baktığımızda ışık ve renklerin dansını görebiliriz. Işık alan yerler öylesine doğru yansıtılmıştır ki detay ve gerçekçilik algısı yaratır. Keza işlenen bu ışık gösterisi, figürleri arka plandan ayıran unsur oluyor.

Küçük figür Jean, Madame Camille ve şemsiyesi, eserde kompozisyon açısından bir denge üçgeni oluşturur. Ayrıca küçük çocuğun sadece belden yukarı resmedilmesi esere derinlik katmıştır. Eğer bir elinizle küçük çocuğu kapatırsanız derinlik algısının kısmen kaybolduğuna şahit olursunuz. ilk bakışta çok sade bir izlenim yaratsa da, resim sanatını oluşturan çoklu ögeleri bir arada görebileceğimiz bir eserdir. Psikolojik açıdan da rahatlık, ferahlık hissi veren çekirdek, mutlu bir aile imajı çizer. Bunu kullanılan renkler de destekler. Uçuk maviler, yeşiller tıpkı bir ilkbahar şöleni yaşatır.

Son eklemeleri yapacak olursam: 1876 yılında İkinci İzlenimciler sergisinde yerini alan 18 Monet eserinden biri olma özelliğini taşır. Ressamın Paris Orsay Müzesi’nde sergilenen, daha çok üne kavuşmuş benzer iki tablosuna referans oldu. 1983’te Washington’daki Ulusal Sanat Galerisi’ne bağışlandı.

Eser, 9 Ekim 2012-6 Ocak 2013 tarihleri arasında Sakıp Sabancı Müzesi’nde geçici olarak sergilendi.

Sitemizdeki Claude Monet ürünleri için buraya, Şemsiyeli Kadın ürünleri için ise buraya tıklayabilirsiniz.

Yazan: Merve Gökgöz

Kaynaklar:  1. www.wikipedia.org

2. nga.gov (National Gallery of Art) 

Önceki sayfa
Tüm blogları görüntüle
Sonraki sayfa

göz attınız

üst